ressamlar
facebook
twitter
pinterest
google plus
google plus
google plus

Ünlü Ressamlar

Albrecht Dürer Hayatı

XVI Yüzyılın en büyük Alman ressamı ve gravürcüsü Albrecht Dürer için yazılmış biyografiler, sanatçının kendi yazdığı anılarıyla birleşerek daha da zenginleşmiştir. 1455 yılında Macaristan’dan göç eden bir ailenin oğlu olan Albrecht, 21 Mayıs 1471’de Nürnberg’de dünyaya geldi. Bir kuyumcu olan babasının atölyesinde ilk sanat sevgisini tadan genç sanatçı, 1486’da Ressam M. Wolgemut’un atelyesine girdi. Burada üç yıl çıraklık yaptı. Bu yeni çevrede Flamanlı Ressam H. Pleydenwmff’u tanıdı. O yıllarda Alman resim kültürüne hükmeden büyük Flaman ustalarının eserlerini (R. van der Weyden, D. Bouts vb.) gördü. Genç Dürer, 1490-1494 yılları arasında sanatının ilk öğrenim devresini tamamladı. Bu dönemde birçok seyahat yaptı. Hollanda ve Belçika’ya gittiği zannedilmekle beraber 1492 yılında Colmar’a gelmeden önce birçok Alman şehrini gezdiği gerçektir. Bir süre Colmar Şehri’nde kalan Dürer, zamanın en usta gravürcüsü ve Roger van der Weyden’in Alman öğrencisi Martin Schoııgauer ile tanıştı. Ne yazık ki bir süre sonra Büyük Schongauer hayata gözlerini yumdu. Bunun üzerine genç sanatçı, Schongauer’in kardeşleriyle çalışmaya başladı. Bunların içinde kuyumcu olan George, Basel Şehri’nde Dürer’le beraber çalıştı. Bu dönemde Dürer, tahta üzerine oyma resimler yaptı.

1494 yılında Nürnberg’e döndü ve zengin bir tüccarın kızı olan Agnes Frey ile evlendi. Aynı yıl Jacopo de’ Barbari’nin çizdiği büyük şehir manzarasının tahta gravürlerini yapmak için Venedik’e davet edilerek İtalya’ya gitti. Sanatçı, daha İtalya’ya gitmeden Mantegna’nın bakır üzerine yaptığı gravürleri görmüş, İtalyan sanatının etkisinde kalmıştı. İlk suluboya peyzajlarını yolculuk sırasında çizdi. Venedik’te Bellini, Carpaccio ve Vivarini’nin atölyelerinde çalışan Dürer, daha sonra Mantegna’yı tanımak üzere Padova’ya gitti. 1496 yılında Nürnberg’e dönüşünde atölyesini açtı. Gerek resim (çeşitli portreler ve mihrap arkalıkları) gerek gravür alanında başarılı eserler verdi. Apokalips konusundaki resimlerini onbeş büyük levha üzerine büyük bir canlılık ve hareketlilikle işledi. Böylece daha o yıllarda kişiliğini ortaya koydu. Kıvrımlı, düğümlü, lav gibi akıcı deseni henüz Ortaçağ karakterini taşıyordu. Dostu Willibald Pirckheimer, onu Nürnberg Hümanistleri çevresine soktu.

16’ncı Yüzyıl başında, Venedik’li garip bir ressam olan Jacopo de’ Barbari ile tanıştı. Uzun süredir ilgilendiği insan vücudu orantıları bilgisi üzerinde çalışmaya başladı. Dürer, suluboya ile, tabiat bilgisi levhalarına benzeyen, titizlikle, dikkatle çalışılmış; çok duygulu bitki ve hayvan resimleri de yaptı: «Tavşan» (1502), «Menekşe Buketi» (1503). 1505 yılında ikinci kez İtalya’ya giden sanatçı birçok yeni yapıtlar meydana getirdi. Venedik’teki Alman tüccarları, kendilerinin olan San Bartolomeo Kilisesi mihrabı için Dürer’e bir eser (Meryem Teşbihi Bayramı. Bugün Prag’dadır) ısmarladılar. Daha sonra Luca Pacioli’yle buluşmak ve insan vücudu orantıları bilgisini çoğaltmak için Bologna’ya gitti. 1507 yılında Nürnberg’e dönmeden önce, başka İtalyan şehirlerini de ziyaret ettiği sanılıyor.

Memleketine döndükten sonra yoğun bir çalışma içine girdi. Bu dönemde Jacop Heller adlı Frankfurt’lu bir tüccarın ısmarladığı üçlü tabloya büyük emek verdi. 1512-1513 yıllarından sonra yeniden gravür türüne döndü. «Meryem’in Hayatı» dizisini ve «Büyük Acı»yı bitirdi. «Şövalye, Ölüm ve Şeytan», «Aziz Hieronymus Hücresinde» adlı gravürüyle sanatının doruğuna ulaştı. Bu eserlerde teknik olgunluk plâstik kudretle birleşir.

Albrecht Dürer, 1515 yılında İmparator Maximilian I’in ısmarladığı gravür ve desenler üzerinde çalışmalara katıldı. İmparatorun dua kitabını üstün bir mizah üslubunda ve olağanüstü incelikteki desenlerle süsledi. 1519’da imparatorun ölümü üzerine Nürnberg’den ayrıldı. 1520’de Karl V’in (Şarlken) büyük babasının kendisine bağladığı aylığı alabilmek için Hollandaya gitti. Hollanda seyahatinde yapılmış; başarılı, zengin peyzajlar ve portreler, bu yıllarda ressamın sanatının ne kadar parlak bir dönemde olduğunu kanıtlar. Anvers, Bruges, Gand ve Malines’de ressamlar, onu büyük zaferler kazanmış meşhur bir Alman sanatçısı olarak karşıladılar. Dürer bu arada Quentin Metsys, Bernard van Orley, Joachim Patinier, Luca di Leida gibi büyük sanatçıları tanıma ve Onbeşinci Yüzyılın büyük ressamlarının (Van Eyck Kardeşler, Roger van der Weyden, Hugo van der Goes, Hans Memling) şaheserlerini görme olanağını elde etti. Nürenberg’e dönüşünde, uzun süredir düşünüp de bir türlü gerçekleştirmek olanağını bulamadığı bazı resim ve gravürler yaptı. Bu arada nazari bilgiler üzerine de yazılar yazdı: «Ölçü Almak Üstüne Bilgiler» (1525), «Müstahkem Mevkiler Konusunda Bilgiler» (1527), «İnsan Vücudu Orantıları Bilgisi» (1528).

Dürer, 1524-1526 yılları arasında en olağanüstü eserlerini yarattı. Bugün Münih’teki Alte Pinakotek’te bulunan «Dört Havari», gerçek bir şaheserdir.

Hollanda’da tutulduğu sanılan ateşli bir malarya hastalığından sonra büyük Alman Ressamı Albrecht Dürer, 6 Nisan 1528’de hayata gözlerini yumdu.

Dürer’in gravür ve desendeki ustalığı eşi görülmemiş bir kudret taşır. Sanatçı, tüm sanat yaşamı boyunca Gotik sanatçılarının «düğümlü» deseninden Klasiklerin «akıcı» desenine geçmesini bildi. Bütün bu özellikleriyle soylu bir insanlığı dile getirdi.