ressamlar
facebook
twitter
pinterest
google plus
google plus
google plus

Ünlü Ressamlar

Bir Resme Neden Bakmalı?

Çerçeveyle sınırlanmış dar bir alanda görülecek ne çok şey olduğunu anlamak için. Bunu anlayınca sıradan insanın gözü hayatın içinde eskisine oranla daha çok şeyi seçmeye başlar.

Görüntünün ışık ve gölge olduğunu öğrenmek için. Bu, insana hayatın doğal ışığı ile gölgesini fark ettirmekle kalmaz; karanlığa, aydınlığı ortaya çıkarma görevi verildiğini de öğretir. İnsan şeffaflık ve parlaklık kadar bulanıklık ve matlığın da değerini bilecek. Açıklığı mahremiyetle dengeleyecek. Kendini karanlıkta hissettiren acı ve sıkıntıların hayatın tamamı içinde bir anlamı olduğuna erecek.

Bir nesneye/olaya/insana bakılabilecek ne çok mesafe ve açı olduğunu hatırlamak için. Bu, ona hayatta durduğu yer değişirse gördüklerinin ve dolayısıyla yorumlarının da değişeceğini öğretecek. Hem kendini hem de başkalarını yeniden değerlendirecek. Övgü ve yergiye daha serinkanlı yaklaşacak.

Ressamlara hürmet için. O ki, eğildiği tuvali binlerce fırça darbesi ile döver veya severken, resmin bitmiş halini görüyordu. Biz ki resme onun kadar yakın baktığımızda hiçbir şey göremiyoruz. Bütünü/bitmişi görebilmemiz için uzaklaşmamız gerekiyor. “Acele karar verme! Yaşadığın olayın tamamını sabırla bekle!” öğretisi çıkıyor buradan.

İnsanlara merhamet etmek için. Canlı cansız her şey, çok kuvvetli bir mıknatıs gibi ressamı kendine çekiyor; gör beni, çiz beni, taklit et, içine al beni, değiştir, ekle çıkart, çoğalt beni diyor. Eğer bizim gibi sıradan insanlar, ilhamaaçık bir yüreğin renkler ve biçimlerin mükemmelliği karşısında nasıl çarpabileceğini anlarsa gerçek hayata hoyrat davranamaz. Hayatın aşkla/cezbeyle döndüğünü bilirsek hem kendi kalbimizi ilhama açar hem de kapalı kalplerin açılmasına yardım ederiz.

Kendinizi yetiştirmek için. Tek bir tablo karşısında bile yarım saat geçir, artık dünyaya kendi ressam gözlerinle bakarsın. Senin resimlerin zihninde çizilir olsun, durmaksızın bir güzellik-bir denge-bir armoni peşindesindir. Resimlerin varsın tuvale dökülmesin, bırak kah elinden kah dilinden güldür güldür hayata aksın. Yaptığın gazeteye, ameliyat ettiğin hastaya, alfabeyi öğrettiğin öğrenciye… Ve tabii ki kurduğun sofraya, seçtiğin giysiye, mobilyaya ve hatta ettiğin duaya…

Kendini görmen için. Sen de bir resimsin. Kimse seni çizip boyamasa da, hem her anın bir derin resimdir, hem bütün anlarını kuşatan devasa bir resimsin. Unutma, bu dünyadaki suretlerin tamamlandığında ötelerde bir yerlerde kendini nasıl resmettiğinin hesabını vereceksin.

Nuriye Akman’ın yazısından alıntıdır..