ressamlar
facebook
twitter
pinterest
google plus
google plus
google plus

Ünlü Ressamlar

Caspar David Friedrich Hayatı

Caspar David Friedrich, 5 Eylül 1774’de halen İsveç’in yönetimi altında olan Pomeranya’da bulunan Greifs-wald’da dünyaya geldi. Friedrich, mütevazi bir ailenin on çocuğundan altıncısıydı. Melankolik bir sanatçı olmasının en önemli nedeni, çocukluk yıllarında geçirdiği acılardır. Friedrich, henüz yedi yaşındayken annesini kaybetti. Onüç yaşındayken bir gün ağabeyi Christoph ile birlikte paten yaparken Christoph buzlar arasında kayboldu.

Friedrich, kısa bir süre sonra mimar Johann Friedrich Quistorp’un denetimi altında kendini sanat çalışmalarına verdi. Bu andan itibaren sanatçının tüm yaşamının ana amacı resim oldu. 1794 yılında, o zamanın en tanınmış akademilerinden olan Kopenhag Sanat Akademisi’ne yazıldı ve dört yıllık öğrenimini burada tamamladı.

1798’de Dresden’e gelen sanatçı, kısa zamanda Schlegel kardeşlerle, Novalis, Schelling, Jean Paul gibi romantizmin büyük yaratıcılarıyla tanıştı. Friedrich, o yıllarda daha çok perspektife önem vererek mimari planlar ve antik bina kabartmaları yapmaktaydı.

Friedrich, Dresden’e yerleşmişti ama doğduğu yerlerin özlemini çeken endişeli bir karaktere sahip olduğundan, sık sık doğduğu kasabaya gidiyor ve uzun süre orada kalıyordu.

Doğaya düşkün olan Friedrich’in tablolarında Pomeranya ormanları, Harz dağları, Kuzey Denizi kıyıları veya Rügen Adası’ndaki beyaz kayalar sık sık görülmektedir. Sanatçı, aynı yıllarda sepya rengi ve suluboya eserler de vermeye başladı.

1805 yılında Weimar’da sergilenen iki eseri Goethe tarafından satın alındı. Bu arada G.H. von Schubert, Otto Runge, Tieck ve von Kleist ile dostluk kuran Friedrich, romantikler arasına katıldı. Fakat daima yalnız bir sanatçıydı. Zamanını kırsal bölgeler ve dağlarda yeni keşiflere çıkarak ve doğadan aldığı izlenimleri atölyesinde tuvale aktararak geçiriyordu. Hemen hemen mistik denilecek sade bir yaşam süren sanatçı, sadece boyamak ve yaşamak için gerekli olan malzemelerin bulunduğu bir evde yaşıyordu.

1807-1808 yılları arasında yağlıboya resme başlayan Friedrich, kısa zamanda bazı şaheserlerini meydana getirdi. Bunların içinde en önemlileri: «Kış», «Deniz Kıyısındaki Rahip», Bohemya’da Tetschen Şatosu’ndaki Kontes Thun und Hohenstein’in özel şapelinin mihrabına ithaf edilmiş Dağdaki Haç. Yeteneği ve dehası günden güne gelişen sanatçı, ülkesinde romantik peyzajların ustası olarak taranıyordu. Bu arada 1810 yılında Prusya Velihatı, Berlin Akademik Sergisi’nden Friedrich’in iki tablosunu satın aldı.

1817 yılında Dresden Akademisi’ne üye olan Friedrich’e maaş bağlandı ve ertesi yıl Carolina Bommer ile evlendi. Lakin basit alışkanlıklarından ve sade yaşamından vazgeçmedi. Bu dönemde Norveç’li ressam Christian C. Dahi ile tanıştı. Çok yakın dost olan bu iki sanatçı, 1820 yılından itibaren bir evde oturdular. «Peyzaj Resmi Hakkında Yeni Bilgiler» yazan Cari Gustav Carus ile tanışan sanatçı, Carus’un fikirlerini benimsedi.

Yaratıcılık gücünün doruğuna ulaşan ressam, 1835 yılına dek verimli sonuçlar alarak yeni eserler meydana getirmeye devam etti. Bu andan itibaren sanatçıda psikolojik bir düşüş görülmektedir. Halkın ve yorumcuların anlayışsızlığı, karısının ihanetinden şüphelenmesi sanatçıyı melankolik, her zamankinden daha içine kapalı, yalnız bir adam haline getirdi. 1835 yılında bir beyin kanaması da geçiren Caspar David Friedrich, 7 Mayıs 1840’da hayata gözlerini kapadı.

1931 yılında Münich’deki Cam Sarayı’nda romantik eserlerden oluşan büyük bir sergi açıldı. Fakat Saray’da çıkan büyük bir yangın sonucu diğer ressamların eserleri ile birlikte Friedrich’in de dokuz eseri yandı. Bu haberi alan ressam Max Ernst, kendi anlattığına göre hastalanacak kadar büyük bir ümitsizliğe düştü. Friedrich’in diğer tabloları İkinci Dünya Savaşı sırasında Berlin’de imha edildi.