ressamlar
facebook
twitter
pinterest
google plus
google plus
google plus

Ünlü Ressamlar

Giuseppe De Nittis Hayatı

Don Raffaele De Nittis ve Donna Teresa Buracchia’nın dödüncü çocukları Giuseppe De Nittis, 25 Şubat 1846’da Barletta’da dünyaya geldi. Yörenin tanınmış ailelerinden olan Don Raffaele, «Peppino» küçük adıyla da anılan Giuseppe’nin doğumundan birkaç ay önce politik bir suçtan ötürü istilacı devletin polisi tarafından yakalanarak hapsedildi, iki yıl sonra yıpranmış sinirlerle hapisten çıkan Don Raffaele, intihar ederek hayatına son verdi.

Giuseppe, dedesinin (babasının babası) evinde Vincenzo, Carlo ve Raffaele adındaki ağabeyleri ile birlikte büyüdü. Küçük Giuseppe’nin derslerine düşkünlüğü ve resme olan eğilimi, velisi olan büyük ağabeyi Vicenzo’nun dikkatini çekti. Vincenzo, kardeşini teşvik ederek bu hevesini ilerletmesini öğütledi.

De Nittis, ilk başarılarını 1864 yılında Napoli’deki Güzel Sanatlar Okulunda elde etti. 1866 yılında Capodimonte Müzesi’ne gönderilmek üzere iki tuvali satın alındı.

De Nittis, artık yeni aşamalar yapmaya hazırdı. 1866’da Floransa’ya giden sanatçı, «Macchiaioli»lerle tanışarak, bu grupla ilişki kurdu. Salerno, Roma, Venedik’e gitti. Yanında az miktarda para bulunan (sonradan paralarını çaldırttı) sanatçı, 1867 yılında Torino’ya giderek, yeni ümitlerle Paris’e hareket etmeye hazırlandı.

Burada da kısa zamanda sevilen sanatçı, çeşitli siparişler aldı. 1870 Harbi nedeniyle ardında sevilen bir isim bırakarak Fransa’nın başkentinden ayrıldı. Bu arada 1869 Nisanında güzel, zeki, kurnaz ve hırslı bir kadın olan Leontine Gruville ile evlendi. Bu kadın, Peppino’nun sanatından sonra gelen en değerli yaşam arkadaşı oldu.

Sanatçı, 1870-1872 yılları arasında Napoli’ye yaptığı seyahatinde yeni tecrübeler edinerek sanatının olgun dönemime girdi. 1872’de yeniden Paris’e dönen De Nittis’in başarılarına hiçbir şey karşı gelemedi. Aynı yıl Barletta’dan Brindisi’ye giden yol adlı eseriyle Yıllık Resmi Sergi’de kazandığı büyük başarıyı De Nittis öldüğü zaman bir Fransız yorumcusu O’nun ardından şöyle yazıyordu: «Yıllık Resim Sergisi’nde bu Yol’un sergilendiğini görenler, bunun bir usta elinden çıktığını anladılar». 1873 Sergisi’nde «Vezüv’den İniş» ve «Vezüv Krateri Yakınında» adlı Vezüv yanardağı görünüşlerinden esinlenerek meydana getirdiği eserlerin başarıları izledi.

Nihayet 1874 yılında sanatçı «Ne Soğuk!» adlı eseriyle bütün takdirleri üzerine toplayarak en büyük zaferini kazandı. Böylelikle Paris resim sanatının bugünkü, deyimiyle «bigs»leri arasına katıldı.

De Nittis, 1874 yılında başına gelen bazı olaylar, anlaşmazlıklar sonucunda yeni konular aramak için Londra’ya gitmeye karar verdi. Bu arada De Nittis resminin hayranı olan ve De Nittis’i bir mucize kabul eden zengin koleksiyoncu Mr. Kaye Kowler, sanatçıyı gözetti ve yardımlarını esirgemedi.

De Nittis, İngiltere’de eserler vermeye başladı. Sir Leighton, sanatçının «Londra’da Pazar Günü» adlı eserinin karşısında hayran kalarak İngiliz stilinde bu denli ustalıkla yapılmış bir tablo daha görmediğini söyledi. De Nittis’in bu andan itibaren sanat yaşamı Napoli, Paris, Londra arasında üçe bölündü. Sanatçının, her biri ayrı ayrı mutluluk ve başarılarla dolu olan bu üç devresine «tarzlar» veya «dönemler» denilebilir. Her dönemin en tipik tablolarından üçü: birkaç ay arayla yapılmış «Castellamare Sokağı», «Place des Pyrriıides» ve «Picadilliy»dir.

1876, 1877, 1878 yılları sanatçının çalışmalarının en yoğun olduğu yıllardır. Sanatçının 1878 yılı Beynelmilel Paris Sergisi’nde sergilenen oniki eseri, bütün yorumcuların ve geniş bir halk kitlesinin bütün dikkatlerini çekerek büyük üstadın zaferlerine bir yenisini daha ekledi. Genç sanatçı, kısa zamanda zirveye çıkmıştı. 1879’da yeni bir pastel tekniği deneyen De Nittis, daha yüksek başarılar elde etmek için bu teknikte eserler verdi.

Ressam, günlerini seyahatler ve sanatı arasında geçiriyordu. Fakat genç sanatçı, kaderine yenilmiş; ölüm kapıya gelmişti. 1883 yılında tutulduğu inatçı bir bronşit, sanatçıyı haftalarca yataktan kaldırmadı; bu arada ağabeyi Vincenzo’nun ölüm haberini alan De Nittis, daha da zayıf düştü ve cenaze törenine katılmak için köye gidecek kuvveti bile bulamadı.

Birkaç ay sonra Akdeniz güneşine ihtiyacı olan zayıf oğlu Jacques’ı Napoli’ye götürdü. Yeniden Fransa’ya hareket edemeden önce en sevdiği şehir Napoli’yi belki de bir daha göremeyeceğini sezen sanatçı, uzun zamandır dargın olduğu Domenico Morelli’yle barıştı.

Paris’teki atölyesine dönen ressam zaman zaman gözü önünde uçuşan siyah noktacıklara aldırmadı. Beyazlar giymiş karısı Titine’nin bahçedeki bir hamağın üzerinde yanıbaşında da mavi bir gömlek giyinmiş olan Jacques’in bulunduğu bir portreyi bitirmek istiyordu. Ama isteği yerine gelmedi. De Nittis, bugün hala bitirilmemiş olarak Barletta’da bulunan bu eserini tamamlayamadı. Çünkü, 21 Ağustos 1884’de ani bir beyin kanaması, geçirerek birkaç saat içinde gözlerim hayata kapadı. Ünlü ressam bu dünya ile ilgisini kestiğinde henüz 38 yaşında idi.