ressamlar
facebook
twitter
pinterest
google plus
google plus
google plus

Ünlü Ressamlar

Giuseppe Maria Crespi Hayatı

Giysilerinden ötürü, «İspanyol» takma adıyla bilinen, Giuseppe Maria Crespi, 26 Mart 1665 tarihinde Bolog- na’da doğdu. İlk önce Angelo Michele Toni’nin öğrencisi oldu, sonraları Canuti’nin ve Cignani’nin atölyelerine geçti. 1686-88 yıllarını birlikte geçirdiği Burrini, gelişmesinde en büyük etkiyi yaptı.

Crespi’nin üstün yeteneklerini ilk keşfeden ve onu atölyesine alan ise, ressam Maratta oldü. Venedik, Parma, Urbino ve Pesarayı kapsayan uzun bir gezi sonunda Bologna’ya yerleşti, giderek büyük ün kazanan bir atölye açtı. Beş oğlundan başka birçok öğrenciyi bu atölyede yetiştirdi. Pietro Longhi ve Piazetta da bu atölyeye devam ettiler.

1691 yılında Bologna’da Pepoli Campogrande Sarayı’nın fresklerini yaptı. 1708 yılının başında Toscana Prensi Ferdinano’ya «Masumların Katliamı» adlı tabloyu hediye olarak götürdü ve bir süre onun misafiri oldu. 1709’da ailesi ile birlikte Floransa’ya döndü, uzun süre Pratolino villasında kaldı. Uffizi’de birçok önemli eserler yaptı.

1745 yılında kör oldu ve resim hayatını kapamak zorunda kaldı. 1747 yılının 16 Temmuzunda öldü.

Crespi, saygılı ve içe dönük karakteri, akademik hırslardan yoksun olması ve gösterişten nefret etmesi bakımından, bir düşünür olarak kabul edilir. Kültürel gelişmesinde izlediği yol, gençliğinden beri, hep aynı doğrultuda gelişmiştir.

Resimde, napoleten çizgilere duyduğu ilgi, Burrini’yle olan yakınlığının etkisidir. Giderek eserlerinde; açık-koyu renk karışımından elde ettiği efektler, çok koyu bir fon üzerinde belirginleşen şekiller, konulara önem katan gerçek dışı ışıklar yer almaya başladı. Hatlar, keskin kontürlerini yitirerek, yumuşak bir hava kazanıyor, fırça vuruşları hafifleyerek daha canlı oluyordu. Crespi’nin ilgisi de daha çok, günlük, insancıl konulara yöneldi; bunların yanında bazı görkemli ve barok eserler de yarattı.

Tablolarında sadece modelleri değil, onları tamamlayan fondaki ayrıntıları da unutmuyordu. Crespi’nin en zayıf yönü, eserlerine çoğunlukla, parlak ve aydınlık renkleri gölgeleyen, koyu ve dağınık bir pembelik eklemesidir.

Crespi, gençliğinden başlayarak canlı ve derin izlenim gücüyle, zamanındaki resim sanatının öncülüğünü yapmış, eserlerine insancıl ve büyüleyici bir hava katmayı başarmıştır.