ressamlar
facebook
twitter
pinterest
google plus
google plus
google plus

Ünlü Ressamlar

John Constable Hayatı

John Constable, 11 Haziran 1776 tarihinde doğduğu zaman, kuvvetli bir değirmenci olan babası, o zamanlar İngiltere’nin tarım bakımından en zengin ve verimli toprakları olan Suffolk’taki East Bergholt köyünde iki yıl önce yaptığı taştan büyük bir evde oturmaktaydı. Constable’ın çocukluğu, babasının Dedham ve Flatford değirmenleri çevresinde geçti. Bir süre sonra yazdığı Stour vadisi’nin güzelliklerini öven bir yazı O’nu ressam olmaya teşvik etti. Oğlunun da ailenin geleneksel mesleğini yürütmesini isteyen babası, Constable’ın ressam olma arzusuna karşı çıktı. Fakat sonunda o da bu işe razı oldu.

John, 1799 yılında Londra’ya giderek (Royal Academy of Art) Kraliyet Sanat Akademisi’ne girdi. Burada ressam Joseph Farington’un öğrencisi olan Constable, hocasından ve amatör bir ressam olan Sir George Beaumont’dan daima cesaret aldı.

Sir George, genç ressama Girtin’in eserlerini kopya etmesini tavsiye etti ve O’na Claude Lorrain’in bugün Ulusal Galeri’de bulunan Agar adlı eserini gösterdi. Bu eser, Constable’ın ruhunda büyük bir izlenim yarattı ve ileriki yıllarda meydana getirdiği birçok kompozisyonda Claude’in resim kompozisyonu tarzına sadık kaldı.

Sanatçı, Suffolk’tayken John Dunthorne adında başka bir amatör ressamla birlikte resimler yaptı ve Londra’ya gelişinin ilk yıllarında evini Philip Reinagle ile paylaştı; yine Philip Reinagle’ın yardımıyla Ruysdael’in bir eserini satın alarak kopya etti.

Constable’ın sipariş alarak yaptığı ilk eser, 1801 yılında meydana getirdiği East Bergholt’a ait bir manzaradır. Bir aralık yok olan bu eser daha sonra bulunarak 1956 yılında Victoria ve Albert Müzesi’nde sergilenmiştir. Sanatçı, Akademi’de çalıştığı ilk yıllarda yaz tatillerini çoğunlukla East Bergholt’ta geçirmekteydi. 1801 yılında Derbyshire’a gitti ve 1802 yazında Kraliyet Sanat Akademisi’nin yazlık sergilerine katılmaya başladı. Ertesi yıl gemiyle Londra’dan Deal’e gitti; seyahati sırasında deniz yaşamını canlandıran kompozisyonlar oluşturdu.

Constable, sanat hayatının başlangıcında hemen bir peyzaj ressamı ününü kazanmadı; önceden bazı portre siparişlerini kabul etti, mihrap tabloları ve Reynolds‘un eserlerinin kopyalarını yaptı. 1806 yılının sonbaharında Göller Bölgesine bir seyahat yaptı; ancak kötü hava şartları, puslu dağlar O’na ilham vermedi ve daha çok tanıdığı ve sevdiği yerler olan Suffolk, Salisbury, Brighton, Hampstead’e çekilmeye karar verdi.

Sanatçı, o çağda en geçerli konular olan tarih, din ve efsaneye ilgisiz tutumuyla geleneklere karşı çıktı ve doğrudan doğruya model olarak, açık havada resim yapan ilk ressam ününü kazandı.

Suffolk’taki Langham Kilisesi başpapazı olan Salisbury Piskoposu 1811 yılında Constable’ı yanına davet etti; bu ziyaret sırasında sanatçı ve piskoposun torunu, aynı zamanda yardımcısı olan John Fisher arasında derin bir dostluk doğdu. Constable, 1809 yılında Eest Bergholt başpapazı doktor Rhudde’un torunu Maria Bicknell’i tanımış ve genç kıza aşık olmuştu. Fakat Maria’nın ailesi, bu iki gencin evlenmesine izin vermemişti. Uzaktan uzağa devam eden bu aşk, nihayet kızın anne ve babasının ölümü üzerine 1816 yılında evlenmeleriyle sonuçlandı. John Fisher, genç çifti balayılarını geçirmek üzere Dorset’e Osmington’a davet etti. Constable, burada aralarında tanınmış «Weymouth Koyu» (Londra’daki Ulusal Galeri’dedir) da bulunan, ilham kaynağı deniz olan mutlu çalışmalarını verdi.

Sanatçı, uzun süren nişanlılık devresinde sık sık Suffolk’a seyahatler yapmıştı ve birçok yeni fikirler toplamıştı. Daha sonraki yıllarda meydana getirdiği kompozisyonlarda bu fikirlerinden yararlandı. Bu yıllarda morali çok düzgün olan Constable, sanatının en verimli ve en mutlu dönemine girdi.

Constable, yeşil renklerin, yapraklar üstünde oynaşan yağmur yansımalarının eşsiz bir ustası sayılır. Titiz bir gerçekçilikle coşkun bir romantizmin kişiliğinde birleşir. Bu iki eğilim denkleştiği zaman ortaya ölmez eserler koyar.

1817 yılında Kraliyet Sanat Akademisi için yaptığı «Flatford Değirmeni» adlı eserinden sonra Akademi için her yıl büyük boyutlarda bir eser yaptı. 1819’da Akademi’ye üye oldu, fakat «Akademik» olması için on yıl beklemesi gerekmekteydi. Bu arada gün geçtikçe ünü artıyor; yabancı ülkelerde de tanınıyordu.

1824 yılında Arrowsmith adında bir Fransız, Coubert’in üç eserini Paris’teki Resmi Sergi’de sergiledi ve sanatçı, bu eseriyle altın madalya kazandı. Aralarında Delacroix’nin da bulunduğu birçok Fransız sanatçısı Constable’ın eserlerinden etkilendiler.

Constable, madalyayı almak için Paris’e gitmeyi reddetti ve İngiltere’den hiç ayrılmadı. Bu arada çok sevdiği karısı, tüberküloza yakalandı. Aile artık yaz aylarını Maria’ya havası iyi gelir ümidiyle Hampstead’de geçiriyordu. 1824’de Maria, Brighton’a bir seyahat yaptı; fakat bütün bunlar amansız hastalığa fayda etmedi ve Maria, 1828 yılında yedi çocuğunu ve sanatçıyı ümitsizlik içinde bırakarak öldü.

Sanatçı, yılmadan yaşamının sonuna dek boyamaya devam etti. Son yıllarının yalnızlığını ve acısını kompozisyonlardaki gittikçe daha puslu olmaya başlayan göklerde unutmaya çalıştı.

Constable, İngiltere’nin natürel güzelliklerini de tatmak amacıyla 1832 yılında yarı boyanmış resimlerin röprodüksiyonlarından oluşan bir koleksiyon yayımladı ve 1835 yılında Kraliyet Enstitüsü’nde manzara resminin tarihi ile ilgili bir konferans serisi düzenledi. Bu arada Kraliyet Sanat Akademisi’nde resim dersleri verdi. Sanatçı, 31 Mart 1837’de öldü.

İngilizler, Constable’ı ancak yüzyılın sonlarında Fransa’da büyük bir ün kazandıktan sonra değerlendirdi.