ressamlar
facebook
twitter
pinterest
google plus
google plus
google plus

Ünlü Ressamlar

Maurice De Vlaminck Hayatı

Vlaminck, 4 Nisan 1876’da Paris’te, Flaman asıllı müzik öğretmeni bir aileden dünyaya geldi. 16 yaşına kadar Veniset’te yaşadı, ve küçük resim denemeleri yaptı.

1892’de Paris’e gitti, Versailles yakınlarında Chatou’ya yerleşti. Çeşitli işlerle uğraştı, doğayla başbaşa kaldığı uzun bisiklet gezintileri yaptı.

Bir süre bisiklet yarışçısı olarak, hayatını kazandı. Ama fırçayı yine de elinden bırakmadı.

18 yaşında Susanne Berley adında genç bir kızla evlendi. Madeleine adında bir kızı oldu. 1896’da hastalandığı için Paris Grand Prix yarışmasına katılamadı. Bu yüzden bisiklet tutkusundan vazgeçerek, keman çalışmalarına başladı. Verdiği keman dersleriyle hayatını kazandı.

Askerlik hizmeti sırasında ise anarşik gruplarla birleşerek, gazetelere yazılar yazdı. 1900 yılında Derain’i tanıdıktan sonra, yaşamına yeni bir yön verdi, birlikte resim çalışmaları yaptılar. Matisse’i tanıdı, Van Gogh’un resim sanatının derin etkisini duydu.
Bir ara iki roman yazdı fakat resme olan tutkusu daha ağır bastı. Zenci resim sanatıyla da ilgilendi.

1905’te Sonbahar Sergisi’nde 8 tablosunu sergileyerek başarı kazandı. Ertesi yıl, Vollard resimleriyle ilgilendi ve birkaç tablosunu satın alarak birkaç bin frank ödedi. Bu kazanç, Vlaminck’i tamamiyle ressamlığa itti. Devrinin, Braque, Picasso, Derain gibi öncüleri arasına girdi. Sık sık Montmarte’daki bir meyhanede buluşup sanat münakaşaları yaptılar. 1911’de Vollard’ın tavsiyesi üzerine İngiltere’ye gitti. Fakat uzun süre kalmadı. Tekrar Fransa’ya döndüğünde Carra, Modigliani, Boccioni, Soffici ve Marinetti ile arkadaş oldu.

Savaşın patlamasıyla orduya katıldı, ancak bu vahşi ve mekanik dünyaya karşı duyduğu nefret giderek eserlerine yansıdı. Bu yüzden Derain ile sık sık münakaşa etti ve araları açıldı. Bir süre sonra bir fabrikaya tornacı olarak girdi; savaşın sonuna kadar bu fabrikada kaldı. Bu arada resim hakkındaki görüşleri bir hayli değişti. 1919’da Druet Galerisi’nde açtığı sergi büyük övgü kazandı. Ve iyi kazançlar elde etti. Bu kazancın bir kısmıyla Valmondois yakınlarındaki bir köyde küçük bir ev satın alarak ikinci karısı Berthe Conıbe ile oraya gidip yerleşti. Vlaminck, kır hayatı yaşamak istiyordu. Evi ise Paris’ten fazla uzakta değildi. Nihayet 1925’de Paris’ten tamamiyle uzaklaşarak, Tourillière’e yerleşti, orada yazıyla resim arasında zamanını bölüştürdü.

İkinci Dünya Savaşı’nda, bir grup Fransız ressamıyla Almanya’ya gitti, ancak bu seyahat ileride bazı sıkıntılı durumlara yol açacak. Hatta Fransa’nın kurtuluşundan sonra düşmanla işbirliği ettiği iddiasıyla bir süre tutuklanmasına yol açacaktı.

Bu olaylar onu büsbütün insanlardan uzaklaştırdı. Bol bol resim yapıp yazı yazdı. Seksen yaşına basınca şerefine Charpentier Galerisi’nde bir sergi açıldı. Ama Fransızlar hala onun Almanya gezisini affetmemişlerdi. Bu sergi yeniden aleyhine bazı neşriyata yol açtı.

Talihsiz ressam, 1958 yılında Tourilliëre’deki evinde öldü.

Vlaminck’in çabası; kişisel gerilim, tutku ve mantık açısından, gerçeği yeniden yoğurarak, geçmişten arınmış, özgür biçimde, eserlerine aktarmıştır. Bu coşkusunu barbar bir güçle canlandırmış, inanç ve yalnızlığını çevresine iletmiştir. Onun için, resim sanatı, kişileri kesinlikle yargılayan bir toplum karşısında, yalnız başına verilen bir savaştır.

Bu yüzden sanatı, atılgan ve yırtıcıdır, eserlerindeki renk coşkusu bunun en dokunaklı örneğidir. Giderek, gençliğin atılganlığından sıyrılarak daha durgun ve derin öğelere yönelmiş, duygu ve mantık arasındaki dengeyi, olumlu biçimde sağlamayı denemiştir. Sakin nehir, geniş ve değişken gökyüzü, durgun bulutlar, çamurlu yollar, çarpıcı okyanus rüzgarları, fırtınadan eğilmiş ağaçlar, yıkık çıplak duvarlar, hep Vlaminck’in, iç dünyasının hüznünü yansıtan doğa görüntüleri olmuştur.

Sanat için sanat fikrinden her zaman uzak durmuş, her yeniliğe karşı duyduğu açlıktan, hiç vazgeçmemiştir, ama bütün bunlara rağmen yine de gerçek bir «devrimci» olamamıştır.

Vlaminck’in düşüncesi: «Sanatkarsan kendi içine dön» ilkesidir. Tutkularını daima kesin çarpışmalarla eserlerine aktaran Vlaminck, şiirsel canlılığını günümüze dek iletebilen bir sanatkar olmuştur.