ressamlar
facebook
twitter
pinterest
google plus
google plus
google plus

Ünlü Ressamlar

Nicolas Poussin Hayatı

Nicolas Poussin, 15 Haziran 1593 tarihinde, Normandiya’da, fakir bir aileden doğdu. Genç yaşlarda resimle ilgilendi. Bu arada 1611’de Quentin Varin ile tanıştı. Bu sanatçının teşvikiyle kendini iyice resme verdi.

Onsekiz yaşına basınca ailesinden gizli Paris’e gitti. Orada usta ressamlarla tanıştı. Saray ileri gelenlerinden Alexandre Courtois’nın yardımıyla Kraliyet koleksiyonlarını inceledi. Özellikle İtalyan resim ve heykel sanatıyla ilgilendi. Bu arada Raffaollo ile Giulio Romano’nun üslubunu inceledi.

Bir süre sonra İtalya’ya gitti. Toscana’ya kadar indi. Fakat muhtemelen sıhhatinin bozulması üzerine bu seyahatini yarıda bırakarak Paris’e döndü. 1622’de Cizvitlerin Kolejini dekore etme işini üzerine aldı. Burada yaptığı eserler, şair Giovan Battista Marino’nun ilgisini çektiğinden, kolejdeki işi bitince, onun yanında çalışmaya başladı. Bu arada Luxembourg Sarayı’nın dekorasyonunda çalıştı.

1623 yılında Marinonun uyarılarıyla önce Venedik’e sonra Roma’ya gitti. Ancak, koruyucusunun ölümüyle, orada çok yalnız kaldı. Giovan Battista Marino ölmeden önce onu Papa Urbano VIH’in torunu kardinal Francesco Barberini’ye tavsiye etmişti. Ama Kardinal da Fransa’ya gittiğinden bu tavsiyenin de bir faydası olmadı. Bütün bu talihsizliklere rağmen Poussin yılmadı. Tanıştığı Flaman heykeltraş François Duquesnoy ve ressam Jacques Stella’nın yardımlarını temin etti. Giderek, çalışmalarıyla kazandığı, köklü bir ün elde etti. 1630’da ilk resmi siparişi alarak San Pietro Kilisesine dinî bir tablo yaptı. Ertesi yıl San Luca Akademisi’ne üye seçildi. 1635’de Kardinal Richelieu’den önemli siparişler aldı.

1640’da Paris’e davet edildi. Saray çevresine girdi ve büyük övgüyle karşılandı. Louvre’un büyük galerisinin dekorasyon işlemiyle uğraştı. Siparişler bir birini takip etti. Bu çalışmalar sanatçıyı pek fazla yorduğundan Paris’ten kaçmaya karar verdi ve 5 Kasım 1642’de tekrar Roma’ya dönerek ölümüne kadar orada kaldı.

Buna rağmen Fransa ile ilgisini kesmedi. Oradan aldığı siparişleri yapıyor ve Paris’e yolluyordu. Bu arada San Luca Akademisi’nde kendisine önemli bir görev vermek istedilerse de kabul etmedi.

Hayatının son yıllarında ellerinin şiddetli titremesi resim yapmasına mani oldu. 19 Kasım 1665 yılında öldü.

Poussin, düzgün görünüşleri arayan ve onları seven bir ressamdır. Renkler gerekli yerlerde, mantıkî bir uyum yaratır, tonlar sınırlı şekiller içinde dalgalanarak tablonun kompozisyonunu oluşturur.

Poussin bu yönden, Venedik’li ustalara yaklaşır, renk yüzeylerinin güçlü kontrastı eserlerinin en önemli yönünü belirler.

Programlı ve hırslı bir çalışma şekli vardır. Alışılmış konulara yönelmez, natürmortları, manzaraları, günlük olayları belgelemekten uzak durur. Daima «ölçü» ve «şekil» işbirliğini kurar. Işık ve gölge oyunlarını ustaca kullanarak, çevrenin ve şekillerin anlamlarını vurgular.

İlettiği her mesaj, akıl süzgecinin içinden geçerek gerçekleşmiştir. Poussin eserlerine geçen zamanın en öz ve coşkun yönlerini yansıtmayı başarmış, üstün bir sanatkardır.