ressamlar
facebook
twitter
pinterest
google plus
google plus
google plus

Ünlü Ressamlar

Piet Mondrian Hayatı

7 Mart 1872’de Utrecht yakınlarında Amersfoort’da dünyaya gelen Piet Mondrian, 8 yaşında iken ailesi ile birlikte Winterswijk’e yerleşti. Babası Kalvinist bir öğretmendi. Küçük Piet de babasının isteğine uyarak tahsilini öğretmen okulunda yaptı. 1889 da ilk, 1892 de ise orta okullarda resim öğretmenliği yapmak üzere mezun oldu.

Aynı yılın Kasım ayında, babasının istememesine rağmen Amsterdam’a gitti. Burada Amsterdam Güzel Sanatlar Akademisi’ne yazıldı. Bir yandan Akademiye devam etti bir yandan da günlük geçimini temin etmek için müzelerdeki ünlü tabloları kopya ederek sattı.

Bir süre Carel ve Lougi kardeşlerle birlikte Watergraafsmeer’de yaşadı ve bu arada Carel’le ilahiyata çalıştı. Daha sonraları iki yıl süreyle kendi zevkine göre eserler verdi. Simon Maris’le tanıştı ve onunla birlikte 1901 yılında İspanya’ya bir seyahat yaptı, fakat istediklerini bulamadan geri döndü.

1904 yılının Ocak ayında Uden’e yerleşti ve burada arkadaşı Albert van den Briel’le din çalışmalarını yürüttü. Sanatçının ilk eserleri manzara, portre ve natürmontlardan oluştu. Ertesi yıl Amsterdam’a giderek 1911’de Paris’e gidene dek orada kaldı. Yaz aylarını ise Zelanda’da Walcheren Adası’nda Domburg’da geçirdi. Burada Toorop’la tanıştı.

O yıllarda kübizmden etkilenerek tabiattan alman geometrik biçim şemalarını yatay ve dikey çizgilere dönüştürdü. 1909’un Ocak ayında on yıllık arkadaşı Jan Sluyters ve Donburg’da birlikte çalıştığı arkadaşı Cornells Spoor’la beraber bir sergi açtı. Mondrian’ın yapıtları – değirmen, ağaç, Westkapelle feneri, sahil, deniz, Domburg kumulları – pek beğenilmedi, çeşitli yorumlara yol açıldı. Ancak, sanatçı ve sanat yorumcusu olan Conrad Kickert’in kendisini methetmek yorumlarıyla avundu. Kendisini 1907’den beri destekleyen, zaman zaman tablolarını satın alan Conrad Kickert, Mondrian’ı Zand – Voort – Sur – Mer’deki villasına davet ederek birçok defalar misafir etti. Hatta Montparnasse’daki atölyesinde çalışmasına izin verdi.

Bir süre sonra Kickert, Amsterdam’da bir Sanat Kulübü kurdu. Bu kulübün idare heyetinde Toorop ve Sluyters’le birlikte Mondrian’da yer aldı. Bu sanat kulübü yıllık enternasyonel sergiler de tertip etmeye başladı. Bu sergide Cézanne, Braque, Picasso, Derain, Gauguin, Archipenko, Léger de eserlerini sergilediler.

Piet Mondrian, daha sonra Paris’e giderek 1914 yılma kadar burada kaldı, kübizm çalışmalarını hızlandırdı. Hasta babasını ziyaret etmek amacıyla Hollanda’ya döndü. Çıkan Savaş nedeniyle 1919 yılının Şubat ayma kadar Hollanda’da kaldı.

Mondrian, Paris’te başladığı sadelik çalışmalarmı Amsterdam, Domburg, Scheveningen ve Laren’de ilerletti. Bu yıllarda Tann’ya ermişliği ülkü edinen bir öğreti olan «Théosophie»ye kendini iyice kaptırdı. Bu «Théosophie» teozof M.H.J. Schoenmaekers’in fikirleri Mondrian’ın sanat anlayışında önemli bir yer tutmaktadır. Mondrian, böylelikle «soyut sanat» deyimine karşı çıkarak, onun yerine «neoplastisizm» deyimini getirdi.

1915’de Theo Van Doesburg’la, bir yıl sonra da Bart van der Leck’le tanıştı. 1917 yılında ise Bart van der Leck, Vilmos Huszar, Georgen Vantongerloo, şair Antonie Kok, mimar J.J.P. Oud, Robert Van’t Hoff ve Jan Wils’le «De Stijl» grubunu kurdu. Van Doesburg’un teşebbüsüyle kurulan ve aynı adı taşıyan dergide birçok çalışmalarda bulundu. Bu yıllarda tabiattan tamamiyle koparak sanatına yön verdi.. Sanatçı, Van Doesburg’la çalışmalarını 1924 yılma dek sürdürdü.

1938’in Eylül ayma kadar süren son Paris yaşamında sanatçı birtakım maddi zorluklarla karşıaştı, hatta Paris’te kaldığı ilk altı yıl içinde yaşamım sürdürmek için çiçek resimleri bile çizdi.

1925’de Bauhaus’un açtığı Neo-plâstisizm sergisine katıldı. Bir yıl sonra Katherine S. Dreier, sanatçının bir yapıtını satın alarak Brooklin’de sergiledi.

1930’da ise Mondrian adı artık gerçekten tanınıyordu. Bu arada Michel Seuphor’un grubuna dahil oldu. 1938 Eylülünde Savaş’ın yaklaşması üzerine Londra’ya gitti ve arkadaşlarından Ben Nicholson, Naum Gabo Ve Barbara Hepworth tarafından hararetle karşılandı. Uzun tereddütlerden sonra, iki yıl sonra New York’a gitti. Orada 1934’de tanıştığı Harry Holtzmann’ın büyük yardımlarını gördü. Burada Valentin Dudensing’in yanında ilk şahsî sergisini açtı.

1 Şubat 1944’de akciğerlerindeki bir rahatsızlık nedeniyle Murray Hastahanesi’nde hayata gözlerini yumdu. Léger, Chagall, Ernst, Calder gibi sanatçılar ve Sweeney, Barr, Soby, Giedion, Greenberg, Schapiro gibi yorumcular, bu büyük ressamı son yolculuğunda yalnız bırakmadılar.