ressamlar
facebook
twitter
pinterest
google plus

Ünlü Ressamlar

Pieter Bruegel Hayatı

Flandare Kontluğu’nun olağanüstü evladı olan Pieter Bruegel’in («Baba» veya «Köylülerin Bruegel’i» denilir) yaşamı, bugün dahi karanlıklar içindedir. Karel van Mander’in «Schilder – Boek» (1604) adlı kitabından ve ressam hakkındaki bazı doğru veya yanlış bilgilerden anlaşıldığına göre Bruegel, politik düzensizlikler ve Flaman dinsel çelişkilerinin çok olduğu, karışık bir tarihi dönemde yaşadı. Sanatının en olgun ve verimli çağında, yaşamının son yıllarında, çevresinde yalnız savaş, açlık ve sefalet gördü. Fransa’ya karşı büyük savaş (1556-1559), Hollanda ve Belçika’nın özgürlük mücadeleleri (sanatçının ölümünden bir yıl önce, 1568 yılında başladı), «Reform»un getirdiği karışıklıklar, ideolojik çatışmalar ve en sonunda yedi Hollanda eyaletinin ayaklanması birbirini izledi.

Karel van Mander’e göre Bruegel, Breda yakınlarında bir köyde doğdu ve soyadını bu köyün isminden aldı. Sanatçının doğduğu yerin, büyük bir olasılıkla doğru bilindiğine inanılmaktadır. Van Mander, Bruegel’in doğum yılını tam olarak belirtmemektedir. Ancak, diğer bilgilere göre sanatçının 1525 yıllarında dünyaya geldiği sanılmaktadır. Bruegel, önceleri Pieter Koeck van Aalst’ın (1502-1550) atölyesinde çalıştı. Daha sonra büyük gravürcü Hieronymus Kock-Wellens’in (1510?- 1570) yanına girdi. Bu arada Michelangelo ve Raffaello’nun eserlerinin gravürleri için Anvers’e, Kock’un atölyesine, levha hazırlamaya gelen Giorgio Ghisi’nin (1520-1582) sayesinde, İtalyan maniyerizminin eserlerini tanıma olanağını elde etti.

Sanatçı, 1551 de Anvers’teki Gilda di San Luca Loncası’na girdi. Yine van Mander’den edindiğimiz bilgilere göre, ertesi yıl Fransa ve İtalya’ya gitti. Ressam 1552 yılında güney italya’daydı. Bu arada tablolarından birinde, 1552 yılındaki Türk saldırısı sırasında yanan Reggio Kalabriya Şehri’ni canlandırdı. Bugün, Rotter-dam’daki Boymans Müzesi’nde bulunan bu eserini, sanatçı, ya aynı yılda yaptı ya da bu olaydan birkaç yıl sonra meydana getirdi. Ancak şurası muhakkak ki Bruegel’in her iki şekilde de alevler içindeki şehri görmesi gerekir.

Pieter Bruegel, çoğu kez Hieronymus Bosch’un «gerçek dışı» anlayışının etkisindedir. Sanatçı, eserlerinin konularını çoğunlukla gerçek peyzajlardan, kır ve köy yaşamından, folklordan ve Flaman atasözlerinden almıştır. Alp Dağları’na yaptığı gezisinden sonra olağanüstü bir seri eser yarattı. Karel van Mander, sanatçının bu seyahati hakkında şöyle der: «Diğer gezilerinde de olduğu gibi Bruegel, Alp Dağları’nda iken, daha sonra eve döndüğü zaman tuval ve kağıtlara işlemek üzere, bütün dağları ve kayaları, adeta yutarcasına, aklına yazdı. O, doğaya son derece bağlıydı.»

1554 yılında memleketine dönen sanatçı, Kock’un gravürcülerine desenler çizmeye, mecazi (simgesel) anlamlı eserler yapmaya başladı. Onun bu zengin mecazi eserleri (Aziz Antoine’ın İmrendirmesi, Büyük Balıklar Küçük Balıkları Yer, Okuldaki Eşek, Erdemler ve Kötü Huylar Serisi, Her Biri, Elek, 1556-1568 yılları arasında yapılmış eserlerdir) bugün dahi çeşitli tartışmalara yol açmakta; her eserden çeşitli anlamlar çıkarılmaktadır.

Seçtiği konuların çoğu halk ile ilgili ve bazen mizah doluysa da Bruegel, Flandre Ülkesi’nde Rönesans’ın öncüsü oldu. Onaltıncı Yüzyıl Flaman yaşamının acıklı ve gülüne yönlerini eserlerinde büyük bir ustalıkla yansıttı.

Sanatçı, 1563 den itibaren, yaşamının son yıllarında grafik sanatı ile de ilgilenmeye başladı. Yine 1563 yılında, Brüksel’e yerleşti ve ustası Hieronymus Kock’un kızı Mayken ile evlendi. Son yıllarında tükenmek bilmeyen enerjisiyle kutsal konulu eserlerle, köylülerin bayramları ve oyunlarını canlandıran, en tanınmış tablolarını verdi. Bu arada, üzerinde çok genç yaşından beri çalıştığı, son derece güzel eserlerinden olan «Aylar» serisini meydana getirdi.

Bütün bu eserlerdeki hayal zenginliği, derin insan sevgisi, hümanist ve klasik malzemenin açık bir şekilde ve ustaca kullanılışı, Bruegel’in hümanizma dünyası ile yakından ilgili olduğunu gösterir.

9 Eylül 1569′da hayata gözlerini yuman Pieter Bruegel, Brüksel’deki Notre-Dame-de-la Chapelle Kilisesi mezarlığına gömüldü.