ressamlar
facebook
twitter
pinterest
google plus
google plus
google plus

Ünlü Ressamlar

Pietro Longhi Hayatı

Pietro Longhi, 1702 yılında Venedik’de dünyaya geldi. Babasının adı Alessandro Palca idi. Sanatçının «Longhi» adını nereden ve nasıl aldığı bilinmemektedir. Yalnız bilinen bir şey varsa o da, Pietro’nun bu «Longhi» adını 1732’den itibaren kullandığıdır.

Pietro Longhi’nin çocukluğu hakkında fazla bir bilgi yoktur. Yalnız güvenilir bazı yazarlara göre: Pietro çok genç yaşlarda Venedik’te 17’nci yüzyılın en önemli sanat merkezlerinden olan, Antonio Balestra’nın resim okuluna devam etmektedir.

Pietro daha sonra, ustasının uyarılarıyla Bologna’da Giuseppe Maria Crespi‘nin atölyesine devam etti. 1730 yılında, ilk eserlerini vermeye başladı.

8 Temmuz 1732 yılında heykeltraşların yanında taş yontan bir sanatçının kızı olan Caterina Maria Rizzi ile evlendi. Bu evlilikten 12 Haziran 1735’te Alessandro adını verdiği biricik oğlu dünyaya geldi.

1734’te, Sagredo konağının fresklerini yaptı. Kısa sürede ününü duyurdu. 1745’te San Pantalon’daki Madonna di Loreto kilisesinin içini fresklerle donattı. 1750’de ünlü yazar – şair Carlo Goldoni’yle de ilişkileri oldu. Goldoni, şiirlerinden birini ona adadı.

Longhi 18’inci yüzyıl Venedik’inin en çarpıcı ve ayrıntılı kıyafetlerini çizdi. Kiliselerde yaptığı dini fresklerde, canlandırdığı tipleri; narin, hafif hareketlerin, uçarı, şiirsel renklerin oluşturduğu bir armonide belirginleştirdi. Yıllar geçtikçe, daha dekoratif bir stile ilgi duymaya başladı. Özellikle Giuseppe Maria Crespi‘nin etkisiyle, çevre yaşamının, süslü ayrıntılarına yöneldi. Fırçası serbest ve akıcı bir stil kazandı. Keskin bir gözlemcilikle, önemli anları yakalamasını bildi. Ayrıntılı etütler, şekil çalışmaları yaparak, Fransız resim sanatına kaydı.

Daima, serbest ve kaçamak hareketlerin canlılığını korumasını başardı. Her zümrenin karakteristik heyecan ve duygularını; hizmetçileri, ev kadınlarını, soylu insanları, basit eğlenceleri, önemli toplantıları, aynı özenle canlandırdı. Asil konakların serin havalarını, eşyanın aksesuarların, renkli kelebekleri andıran zarif kadınların, kibar erkeklerin özelliklerini, ayrı ayrı tablolarına aktardı. Renk tonlarını ve uyumlarını, fırça darbelerinin büyük yumuşaklığı ile verdi.

Canlandırdıklarına daima, (kendi) kişisel iyi görüşünden katarak, dekor ve kıyafetlerin yanında, göze batan çirkinlikleri yok etmeye çalıştı. İnsancıl yönü, daima, gerçeğe karşı fırçasını korumayı başardı.

Açık – koyu renk oyunlarıyla, renklere derinlik ve zariflik getirdi. Eserlerinde hiçbir ayrıntı, tazeliğini ve önemini yitirmedi.

13 Şubat 1756’da Giambattista Tiepolo’nun başkanlığındaki sanatçılar grubuna seçildi. 1762 Haziranında baba Tiepolo ve Pizzetta ile birlikte Sagredo’nun ölümüyle geride kalan eserlerinin envanterini çıkaracak heyeti oluşturdu.

1763 yılında, Pisani ailesi tarafından Santo Stefano Sarayında kurulan Resim ve Oyma Sanatları Akademisi’nin müdürlüğüne ve öğreticiliğine getirildi. 1780 yılına kadar, öğretmenliğe devam etti.

8 Mayıs 1785’te San Pantalon’daki evinde öldü.

Longhi’nin son zamanlarındaki eserlerinde, bitmek üzere olan, bir devrin hüznünü en ince noktasına dek görebilmek mümkündür. Kişilerin, donukluklarında, sertleşen hatlarında uğultulu atmosferlerde, renk tonlarının ağdalaşmasında, hep bu hüznün belirtileri, olağanüstü bir sanat gücüyle hissedilmektedir.

Longhi ayrıca, seçtiği karakterleri, tarihi ve insani yönleriyle, gerçeğe en yakın ayrıntılarıyla çizerek, daima kendi gözleriyle gördüğümü, resmetme ilkesini korumuştur.