ressamlar
facebook
twitter
pinterest
google plus
google plus
google plus

Ünlü Ressamlar

Raoul Dufy Hayatı

Roui Dufy, 1877 yılında Seine Nehri deltası yakınlarında Le Havre’da müzisyen bir aileden dünyaya geldi. Dördü erkek, altısı kız olmak üzere on kardeş idiler. Ortaokulu bitirdikten sonra ondört yaşındayken ticaret hayatına atıldı ve bu arada Le Havre’daki Belediye Güzel Sanatlar Okulu’nun gece kurslarına yazıldı. Burada Othon Friesz ile dostluk kurdu.

1899 yılında vatani görevini bitirdikten sonra bir burs alarak Paris’teki Milli Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’na yazılan Dufy, arkadaşı Friesz ile birlikte Léon Bonnat’ın atölyesine girdi.

1901 yılında Fransız Sanatçıları Salonu’nda açtığı sergiyi, 1903 de Bağımsızların Salonu ve 1905 yılındaki Salon d’Automne’daki sergiler izledi.

Bu arada izlenimciliği tanımaya çalışan sanatçı, eserlerini Berthe Weil Galerisi’nde sergileyen ressamların grubuna katıldı ve 1906 yılında aynı galeride ilk şahsi sergisini açtı. Önceleri izlenimciliğe yönelen Dufy, da­ha sonra Toulouse-Lautrec’nin etkisinde kaldı.

Dufy, bundan sonraki dönemde Paris’te çalışmalarını sürdüren Matisse, Marquet, Van Dongen, Braque, Derain, Vlaminck gibi Fovist sanatçılarla ilişki kurdu. Bu sanatçılar arasında en çok Matisse’ten etkilendi.

1906 yılında zanaat işleriyle uğraşan Paul Poiret’yle bir anlaşma imzaladı. Raoul Dufy’nin görevi, kumaşlar için desen hazırlamaktı. Dufy, bu işte gerçek bir başarı elde etti.

1911 de Guillaume Apollinaire’in «Bestiaire»si için tahta üzerine gravürler hazırladı. Ertesi yıl Lyon’daki Bianchini-Férier adlı kumaş fabrikasıyla anlaşarak, çeşitli kumaş motifleri çizdi. Sonraları daha belirli bir resim anlayışına ulaşan Dufy, kübizme yaklaştı.

1914 yılında silah altına çağrıldı ve 1917-1918 yılları arasında Harp Müzesi Kütüphanesi’nde görevlendirildi.

1920 de bir süre için Vence’a yerleşen Dufy, burada birçok peyzaj yaptı ve bu eserlerini ertesi yıl Paris’te Berheim-Jeune’ün düzenlediği sergide teşhir etti. 1922 de ileride sanatçının biyografisini hazırlayacak arkadaşı Pierre Oourthion’la beraber Sicilya’ya yerleşerek uzun zaman Taormina’da kaldı.

Burada sanatındaki serbestliğin ve orijinalliğin bütün görüşlerini yansıtan sulu boya eserler verdi. Eserleri­nin konularını, bayraklarla süslü sokaklardan, rengarenk boyalı evlerden, renkli şemsiyelerden, balolardan, plaj ve yelkenlilerden alıyordu. 1926 yılında Fas’a bir seyahat yaptı.

Kumaştan başka seramik üzerinde de çalışarak 1925 yılında Paris’te yapılan Milletlerarası Dekoratif Sanat­lar Sergisi’ne katıldı. 1930 da Châtelet’deki «Palm Beach Balesi»nin sahne dekorlarını hazırladı. Eugène Monfort’un «Güzel Çocuk» resimleri için ofortlar, 1936 da da Monseigneur le Vin’in albümüne suluboya resimler yaptı.

Sonraki yıllarda Paris, Marsilya, Hyères, Nice, Cannes ve Deauville’de yağlıboya ve suluboya tablolar meyda­na getirdi. 1937 yılında Milletlerarası Elektrik Sergisi Pavyonu’na ikiyüzelli tuvalden oluşan, on metre yük­seklikte altmış metre eninde «Elektrik Perisi» adlı çok büyük yağlıboya bir resim çizdi.

Raoul Dufy, Fransa’nın bazı şehirlerine yaptığı seyahatlerden sonra mafsallarındaki romatizmayı bir dok­tor arkadaşına tedavi ettirmek için Perpignano’ya yerleşti. Bu sırada Louiz Carré’yi tanıyan sanatçı, onun için «Güzel Yaz» ve «Venüs’ün Doğuşu» adlı iki büyük duvar resmi çizdi ve 1947’de Paris’teki Louis Carré Ga­lerisi’nde büyük bir sergi açtı.

1950 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ne giden sanatçı, eserlerini 1951 yılında New York’ta iki kez sergi­ledi.

1952 de Cenevre Müzesi’nde üçyüz kadar eserinden oluşan bir sergi hazırladı ve Venedik’te iki yılda bir açı­lan Sergi’de Milletlerarası Resim ödülünü kazandı.

Amerika Birleşik Devletleri’nden döndükten sonra yerleştiği Forcalquier’de 1953 yılı Mart ayında hayata gözlerini yumdu.

Dufy’nin eserlerindeki başlıca özellikler şunlardır: İçeriği bakımından iç açıcı bir şenlik havası taşıyan bu resimlerde hemen daima şeffaf tonlar, detaya kadar inen ince, grafik bir çalışma, canlı renkler göze çarpar. Tasvir ettiği sahnelerin arasından seçme yapar. Resimlerinde konudan, hele kendisinden istenilen konudan hiç kaçınmaz. Tam bir konstrüksiyondan ziyade, çizdiği modelin ne olduğunu hatırlatacak kadar işaretle ye­tinir. Çocuksu bir deseni, hayale ve rüyaya kaçan bir anlayışı canlandırmaktadır. «Yazı yazar gibi resim yap­mak» deyimi, Dufy’nin eselerinden sonra ortaya çıkmıştır. Eserini seyredenin hayal gücünü, önemli biçim­de hesaba kattığından, sadece bu hayal gücünü harekete geçirecek elemanları seçmekle yetinir. Böylece Dufy’­nin resmi, seyredenin de katılmasıyla tamamlanır.