ressamlar
facebook
twitter
pinterest
google plus
google plus
google plus

Ünlü Ressamlar

Théodore Géricault Hayatı

Jean – Louis – André – Théodore Géricault, 26 Eylül 1791’de Rouen’de dünyaya geldi. Babası hukukçu Georges – Nicolas, annesi Louise – Jeanne – Marie Carruel’dir. Géricault ailesinin hangi tarihte Paris’e gittiği kati olarak bilinmemekteyse de muhakkak olan bir şey varsa o da küçük Géricault’un orta tahsilini Paris’te Louis – le – Grand Koleji’nde yaptığıdır.

Géricault, 1808’de kendini tamamen resim sanatına verdi. Carle Vernet’in atölyesinde resme başladı, belki de atlara olan sevgisini Vernet’in tablolarından almıştır. Géricault’un atlara olan merakı o denliydi ki, adeta onun sanatının sembolü oldu.

1810’da neo-klasik bir ressam olan Pierre Guérin’in atölyesine girdi ve burada Vernet’nin atölyesinden daha sıkı ve ciddi bir disiplin altında çalışmaya başladı. Bu arada Rubens’in sanatına karşı büyük ilgi duyuyordu. Guérin’in atölyesinde Géricault’un gerçek ustası olan Gros’nun başlattığı romantik akım ile akademizmin soğuk akımı bağdaştırılmaya çalışılıyordu.

1812’de sergilediği «İmparatorluk Muhafız Avcı Subayı Hücumda» tablosu büyük hadise oldu. «Savaşı terkeden Yaralı Süvari» adlı tablosunda da görülen ateşli üslup desen ve renklerdeki güçlülük adeta yadırganmıştı. Bourbon’lar geri dönünce, binicilik sevgisi sanatçıyı kralın Maiyet Süvari Birliği’ne sürükledi ve bu görevde birkaç ay kaldı.

1817’de gittiği İtalya’da Michelangelo‘yu keşfi, hayatının dönüm noktası oldu ve bu etkiyle birçok eskiz yaptıktan sonra «Barberi’lerin Yarışı» tablosunu meydana getirdi.

Paris’e döndüğünde «Meduse’ün Salı» adlı tablosunu yapmaya koyuldu. Bu tablo Medüze’ün uğradığı deniz kazasından esinlenmişti. 1819’da bu tablonun da yer aldığı bir sergi açtı. Bu şaşırtıcı nitelikteki tablolarıyla büyük olaylara sebep oldu. Tablolarındaki karından fırlayan bağırsaklar veya kesilmiş kafalar gibi realist konular büyük bir reaksiyon yarattı. Bu olaylar ve özel hayatındaki bazı sıkıntılı durumlar nedeniyle 1820’de Londra’ya gitti.

Londra’da Constable‘ın sanatını tanıyıp, resim sanatıyla ilgili başka incelikler de öğrendi. Londra’da 3 yıl kaldıktan ve bu arada taş basmalar, sayısız desen ve aralarında ünlü at yarışı tablosu «Epsom’daki At Yarışı» da bulunan birkaç yağlıboya yaptıktan sonra vatanına dönerken Bruxelles’den geçip sürgünde olan yaşlı David’i ziyaret etti. Oradan hasta döndü.

Londra’da geçirdiği bir rahatsızlık, Paris’te attan düşmesi, Fontaineblau’da geçirdiği bir araba kazası, Paris’te ikinci bir attan düşüş, sıhhatini tamamen bozmuştu. Belkemiğinde meydana gelen bu rahatsızlık onu mezara kadar götürecekti.

Yaşadığı zor hayat şartlarına ve bu ümitsiz durumuna rağmen sanatına devam etti. Géracault’un eserlerinde dikkati çeken marazı yapı, çocukluğunu besleyen «Terör Devri» hikâyelerinin sonucu olabilir. Çeşitli at tablolarından sonra, bu defa da «Deliler» serisine başladı, bu da sanatçının şaşırtıcı ve korkunç eserler serisinden biridir.

Eserlerindeki tema trajik ve ıstırap vericidir. «Deliler» serisi 10 tanedir fakat ancak 5’i ele geçmiştir. Değerli sanatçı bu eserlerini Modern Sosyal Psikiyatri uzmanlarından Dr. Georget’in teşvik ve yardımlarıyla Salpétriére Hastanesi’nde çalışıp, onların her hareketlerini inceleyerek hazırlamıştır.

Géricault, sıhhati gün geçtikçe kötüye gittiği ve acılar içinde kıvrandığı halde resim yapmaktan geri kalmıyordu. Bu defa da zencilere yapılan kötü muameleyle ilgili tablolar hazırlamaya başladığı halde hastalığı ağırlaştığı için bu büyük seriyi yarıda bırakmak mecburiyetinde kaldı.

Bütün acılara ve sancılara sonuna kadar cesaretle dayanan Géricault 26 Ocak 1824’te henüz 32 yaşındayken hayata gözlerini yumdu.