ressamlar
facebook
twitter
pinterest
google plus
google plus
google plus

Ünlü Ressamlar

Theotokopoulos El Greco Hayatı

1541 yılında Girit Adası’nda doğdu. Kandiye Şehri civarındaki Fodele Köyü’nde dünyaya gelen ve Sanat tarihine kısaca El Greco, yani «Yunanlı» olarak geçen Domenikos Theotokopoulos’un çocukluğu bu adada geçti. Bizans sanatıyla küçük yaşta temasa geçti. Girit, Venediklilerin yönetimindeydi. Domenikos da, 1566 yılında bir yelkenliye binerek Venedik Şehri’ne resim tahsili yapmaya gitti.

Girit’in basit bir köyünden Venedik Devletinin başkentine gelen sanatçı buradaki haşmet ve zenginlik karşısında hayretten donup kaldı. Yaşı 25’i geçkin olduğundan ünlü bir ustanın yanına çırak olarak girmesine imkan yoktu. Tintoretto ve Tiziano’nun resimlerine hayran oldu. Bunlarm atölyelerinde çalışması için gereken sanat bilgisinden yoksundu. Yunanistan’dan gelen sanatçıların Bizans tarzı dinsel resimler yaptıkları, San Giorgio Kilisesi’yle Rio dei Greci dolaylarındaki atölyelerde bir süre çalıştıktan sonra, ünlü ressam Tiziano’nun atölyesine girdi. Tiziano, Domenikos’taki iç alemi görmüş, atölyesinde çalışmasına izin vermişti.

«Venedik Okulu»nun en büyük temsilcisinin yanında, ilk iş olarak Tiziano’nun eserlerini kopya etti. Tiziano’yu öylesine benimsedi ki, hayatı boyunca etkisinden kurtulamadı. Domenikos, göz kamaştırıcı Venedik Sanatı’yla kendisi arasında bulunan muazzam uçurumu anlıyor, bunun için durmadan dinlenmeden çalışıyordu. Büyük ustalardan kopya etmeye devam etti. Fırça çalışmalarında özellikle Tintoretto’nun tekniğini taklit etmeye çalıştı. İki yıl Tiziano’nun yanında çalıştı, sonra Roma’ya gitti.

1570’te İtalya’da Makedonya’lı minyatür ressamı Giulio Clovio, Viterbo’da bulunan Kardinal Alessandro Farnese’ye şöyle bir mektup yazdı: «Tiziano’nun öğrencisi olan Girit’li bir genç ressam Roma’ya gelmiş bulunuyor. Naçiz kanaatime göre bu genç yakın bir gelecekte bütün çağdaşlarını geride bırakacaktır. Hele son haftalarda yaptığı kendi portresi, bütün Romalı ressamları hasetten çatlatacak mükemmelliktedir. Bu istidatlı gence muhteşem sarayınızda bir yer ayıracağınızdan eminim».

Roma’da bu Makedonyalı ressamın yanında kalıyordu. Sonra Kardinal Alessandro Famese’nin sarayına taşında. Roma’da bulunduğu 1570-1577 yıllarında Raffaello ve Michelangelo‘nun eserlerini inceledi. Portrecilik konusunda ilhamını Tintoretto’yla Paolo Veronese’dan aldı. 1570 – 1572 yılları arasında Kardinal Famese’nin ve kütüphanecibaşısının tablolarını yaptı. Bu portrelerin mükemmelliğine erişecek bir çağdaşı yoktu.

1576 yılı sonlarında Venedikte görülen veba salgını üzerine bu memleketten kaçmaya karar verdi. Böylece 1577 başlarında amcası ve yardımcısı ile birlikte İspanya’ya gitti. Manastırlar şehri Toledo’nun, Engizisyon taassubu altındaki havası Greco’yu fazlasıyla memnun etti. İspanyol resmi henüz ulusal ve yerel bir karakter kazanmamıştı. Flaman resim sanatıyla İtalyan sanatı İspanyaya hakimdi. Önce Santa Domingo Manastırı için resimler yaptı. Sonra Toledo Katedrali için ünlü «Espolio» kompozisyonunu meydana getirdi. Konuyu, resim sanatının, özellikle kişisel görüşünün gereklerine feda ettiği için rahiplerle para yüzünden mahkemelik oldu. En kuvvetli kompozisyonlarından olan bu eser onu İspanya’da meşhur etti.

1577’de, Toledo’da evlendi. İspanya Kralı İkinci Filipin «Escurial» adlı sarayında resimler yaptı. Aslında birer şaheser olan resimleri kral beğenmedi. Bağımsız görüşler taşıyan ressama başka iş vermedi. El Greco, bundan sonra Madrit’e gitmedi ve ölene kadar Toledo’da kaldı.

Dindar olmasına rağmen ifrat derecedeki softa zihniyetten yaka silkmeye başlamıştı. Yahudilerin ve Afrikalı Arapların sürülmesinden sonra iş hayatı durmuş, şehir bir mezar sessizliğine gömülmüştü. İnsanlar ve kitaplar açık meydanlarda yakılıyor, sanatın işlediği konuları mutlaka dinden alması şart koşuluyordu.

Ticari değeri olan resimler yerine din ve inanç dolu tablolar yaptı. Sipariş edilen portrelerin parasını her zaman muntazam alamadı. 7 Nisan 1624’te sefalet içinde öldü; Santa Domingo Kilisesine gömüldü. Oğlu Jorge Manuel, babasının bütün resimlerini tasnif etti. 200’e yakın tablo toplandı. Koyu bir taassubun tesiri altında yaratıldıkları halde bunlar, bugün inancı ne olursa olsun, her resim severin hayranlıkla seyredeceği eserlerdir.

El Greco İspanyol resminin kurucusudur. Giritli bir Rum olmasına ve ilk eserlerinde öğretmeni olan İtalyan renkçilerinin izleri bulunmasına rağmen kişiliğini iki esaslı noktada göstermesini bilmiştir. Konularını işleyişindeki trajik görüş, figürlerin deformasyonunda tutturduğu dikine uzatma yolu. Deformasyon, yani biçimi bozma ve değiştirme El Greco’dan önce de bilinen bir şeydi. Ancak deformasyonu tek bir istikamette gerçekleştirmeyi, figürleri dikine uzatmayı ilk defa o denedi.

Çağında sanat aleminin tartışmasız tek hakimi olan El Greco’nun en üstün tarafı kompozisyonlarındaki din mistisizmi kadar portre sanatındaki ifade gücüdür.