ressamlar

Ünlü Ressamlar

Wassily Kandinsky Hayatı

Wassily Kandinsky, 4 Aralık 1866′da Moskova’da dünyaya geldi. 1871′de ailesiyle birlikte gittiği Odessa’da, lise öğrenimini tamamladı. Daha sonra Moskova’ya gelerek ekonomi ve hukuk öğrenimi yaptı. Üniversite öğrenimini de bitiren Kandinsky, Hukuk Fakültesi’nde asistan olarak kaldı. 1896 yılında Dorpat Üniversitesi’nden kendisine çağrıda bulunuldu. Ancak bu çağrıya uymayan Kandinsky, bir süre önce evlendiği yeğeni Anna Ticheewa’yı da yanına alarak Münih’e gitti. Burada resim üzerinde çalışmaya devam etti. Sanatçının Anna Ticheewa’yla beraberliği yedi yıl sürdü. Kandinsky, daha önce Paris’te bulunduğu yıllarda (1889 ve 1892) Fransız izlenimcilerini (Bu arada, 1895′de Moskova’da büyük bir sergi düzenledi) ve Petersburg (Leningrad) Ermitage Müzesi’nin sanat hazinelerini tanımıştı. Bütün bu olaylar, Kandinsky’yi resim sanatına itmeye yeterliydiler. Bu yıllarda hala «Art Nouveau» (Yeni Sanat) ile dolu olan Münih’te Kandinsky, önce Azbe’nin okuluna devam etti. Daha sonra Akademi’ye yazılan sanatçı, Franz Von Stuck’un denetimi altında çalışmalarını sürdürdü. 1901′de «Phalanx» grubunu kurdu. Bu grup, birliğini üç yıl koruyabildi. 1902 yılında, onüç yıl hayat arkadaşlığı yapacak kadın ressam Gabriele Münter ile tanıştı. Münter ile birçok seyahat yaptıktan sonra Yukarı Bavyera’da Murnau am Staffelsee’ye yerleşti. (1908). Kandinsky, artık Cezanne, Gauguin, Van Gogh ve diğer büyük çağdaş ressamların sanatını tanıyordu. Picasso, Matisse ve Alman empresyonistlerinin eserlerini görmüştü.

Sanatçı, önceleri İzlenimci; daha sonra da Fovist eğilimli manzaralar yaptı. 1908′den başlayarak ikona sanatının etkisi altında desenler ve suluboyalar yapmaya, yavaş yavaş figüratif sanattan uzaklaşmaya başladı. 1910′dan sonra figüratif eser vermedi. 1909 yılında Murnau manzaralarını ve ilk «İmprovisation»ları (Hiç bir ön çalışma olmadan, birden yaratılan eserlere bu isim verilir) meydana getirdi. Yine 1909 yılında, Kandinsky yeni kurulan «Neue Künstlervereinigung»a müdür oldu. 1910′da ilk abstre suluboyasını ve ilk üç kompozisyonunu verdi. Bu arada ressamın ünlü kişilerle olan dostluğu günden güne artıyordu. Sanatçı, 1908′de Alexey von Jawlensky ve Marianne von Verefkin, 1910′da Franz Marc, Paul Klee, Hans Arp ve 1911′de August Macke ile tanıştı. Yine 1911 yılında Franz Marc’la birlikte «Blaue Reiter» (Mavi Süvari) grubunu kurdu. Paul Klee, August Macke, Alfred Kubin, Heinrich Campendonk, Gabriele Münter’in de katıldığı bu grup, önce Münih, sonra Berlin’deki Sturm Galerisi’nde olmak üzere iki sergi düzenledi. O yıllarda çıkan savaş, bu verimli sanat dönemini de etkiledi. Blaue Reiter Grubu, Sturm’daki kollektif bir sergiden sonra dağıldı (1914).

Bu arada Gabriele Münter’den ayrılan Kandinsky (1916) Moskova’ya döndü. Bir süre sonra, 1917 Şubatında Nina von Andreewsky adındaki bir Rus kadınıyla evlendi. Sanatçı, yaşamının sonuna kadar bu kadınla beraber oldu. 1924-1944 yılları arasında birçok seyahat yapan Kandinsky, Avusturya, İsviçre, İtalya, Fransa, Filistin, Suriye, Türkiye ve Yunanistan’a gitti. İhtilal den sonra Rus Halk Eğitimi Komiserliği’nin üyesi oldu ve Devlet Sanat Okulları’nda profesörlük yapmaya başladı. 1919′da Resim Kültürü Müzesi’ni kurdu. 1920 yılında Moskova Üniversitesi’nde profesör oldu. Daha sonra, 1921′de Rus Bilimler ve Sanatlar Akademisi’nin kurulmasını sağladı. Aynı yıl memleketinden ayrılan sanatçı, Berlin’e ve buradan Weimar’a gitti. Weimar’daki Bauhaus Sanat Okulu’na profesör olarak alındı. (19 22).

Kandinsky, 1924 yılında Klee, Feininger ve Jawlensky ile birlikte «Blaue Vier»ler grubunu kurdu. Ertesi yıl Dessau’daki Bauhaus’ta profesörlük yapmaya başladı ve 1926 yılında sanatçı, «Düzlemde Nokta ve Çizgi» (Punkt und Linie zur Flache) adlı kitabını yayınladı. Bu arada Kandinsky’nin sanatı gün geçtikçe gelişiyor, yeni başarılar elde ediyordu. Kendisi için birçok sergiler düzenleniyordu. Nasyonal Sosyalistler’in baskısıyla, 1928 yılında Alman vatandaşlığına geçen Kandinsky, Bauhaus’un 1933′te kapanışından sonra Paris’e yerleşti. Bu arada sanatçının Almanya’da kalan eserleri haczedilerek gülünç fiyatlara satıldı. 1939′da çıkan İkinci Dünya Savaşı üzerine, sanatçı Fransız vatandaşlığına geçti. Bu arada yılmadan, yorulmadan yeni eserler yaratmaya devam etti.

Soyut sanatın kurucularından olan Kandinsky, 78 yaşındayken, 13 Aralık 1944′te Paris’te hayata gözlerini yumdu.

Sanatçının belli başlı birçok eserine sahip olan Nina Kandinsky, bugün hala Paris’te yaşamını sürdürmektedir. Wassily Kandinsky, eserlerinde hesaplı bir ritme uyarak tuvale dağıtılmış hayali figürlerle bağdaşan renklerin, her türlü düşünce ve duyguyu dile getirebile ceğini göstermek isterdi. Ona göre her rengin bir özelliği, bir anlatımı vardı: Sarı, sıcak, hiddetli ve öfkeliydi; mavi, sakin, sert ve soğuk; kırmızı, ateşli, ıstıraplı ve gururluydu; yeşil, hareketsiz ve pasifti. Beyaz, gizli kuvvetlerle dolu bir sessizliği dile getiriyordu; siyah ise geleceği olmayan bir sessizlikti. Bu arada sanatçı, her şeklin ve her çizginin de ayrı bir anlamı olduğunu savunuyordu. Kandinsky, son derece geniş ve çeşitli bir sanata sahipti.