ressamlar
facebook
twitter
pinterest
google plus
google plus
google plus

Ünlü Ressamlar

William Hogarth Hayatı

15 Kasım 1697’de dünyaya gelen William Hogarth, tüm yaşamı boyunca bu şehirde yaşadı. Yazdığı edebi yazılarla yaşamak için para kazanmak zorunda olan bir klasik eserler yazarının oğluydu. Sanatçı, yaşamının son yıllarına doğru «Güzelliğin Araştırılması» adlı sanatla ilgili bir yazı ve bir otobiyografi yazdı. «Güzelliğin Araştırılması» adlı kitabında «yüz, ruhun aynasıdır» sözünü yalanladı.

Hogarth, onbeş yaşındayken gümüş işleri üzerine motif ve yazılar hak eden Ellis Gamble’ın yanına çırak olarak girdi. Burada metal üzerine gravürler yaptı. Sanatçının bu tecrübesi, bütün yaşamı boyunca meydana getirdiği eserlerinin saf mekanikliğinde göze çarpmaktadır.

Hogarth, James Thornhill’in San Paolo Katedrali ve Greenwich Hospital’da bulunan dekoratif eserlerinden esinlenerek resim yapmaya karar verdi. Bütün sanat yaşamı boyunca: «Gerçeği incelemek, sanata yaklaşmak için en emin yoldur» ilkesine bağlı kalarak İngiltere için yeni bir resim tarzı olan, tiyatrodan aldığı bir konuyla ressamlık mesleğine başladı; John Gay’in 1728 yılının en popüler tiyatro olayı olan «Dilencilerin Operası»nın bir sahnesini yaptı. William Hogarth, bir süre sonra resim sanatı ile ilgili bilgilerini geliştirmeye karar vererek St. Martin’s Lane’deki bir akademiye devam etti. Eski ustaların eserlerini kopya etmeyi veya canlı modellerin suni pozlarını tuvale aktarmayı öğütleyen «geleneksel metodlar»a göre resim yapmak istemedi. Hogarth, yaşamda yapmacık gayretlerden üstün olan bir incelik görmekteydi. Bunun için, sanat yoluyla doğaya yaklaşmayı sevmiyordu. Eşyayı kopya etmektense, «onların dilini anlama» ve «gramatikal bir bağ» bulmayı araştıran sanatçı, üstün bir görüş hafızasıyla doğaya yaklaşmaktaydı.

O, doğaya aşıktı ve doğayı tablosunda yansıtmak istiyordu. Sanatçı, şöyle derdi: «Tablom, benim sahnemdir; erkekler ve kadınlar tam hareketler ve görünüşlerle değişen bir oyunu sahneleyen aktörlerimdir».

Hogarth’ın hafızasında gelecek için şekiller şeması hazırlaması gerekliydi. Göz ucuyla gördüğü estamplar ve tablolarla aynı metodu kullanıyordu. Sanatçı, hayallerini çeşitli kaynaklardan alıyordu; bunların arasında mizahi ve hicvi kazı işi resimler, ilanlar ve eski ustaların eserlerini sayabiliriz. Eserlerinin ve çalışmalarının sınırlı sayışı, sanatçının ne denli ezbere güvendiğini göstermektedir. Sanatçı, önemli büyük kompozisyonlarda bile ön çalışma yapmazdı.

Hogarth’ın stili Thornhill (1729’da Thornhill’in kızıyla evlendi) ve Londra’da görebilme olanağını elde ettiği İtalyan, Flemenk ve Fransız ressamların eserlerinin etkileri ile gelişti. 1743 yılında Fransa’ya bir seyahat yapan Hogarth, Fransız rokoko stilinin etkisinde kaldı (1748’de Calais’ye yaptığı ve kalelerin resmini çizdiği için casus olduğu şüphesiyle hapse atılmasıyla sonuçlanan kısa bir gezi dışında sanatçının yabancı bir ülkeye yaptığı yegâne seyahattir).

Thornhill’in yaptığı portrelerin dışında, Hogarth’a kadar İngiltere’de resim portrecilikle sınırlandırılmıştı. Hogarth, karikatür alanındaki yeteneğini ahlaklılığıyla bağdaştırdı ve İngiliz resminde yeni olaylar yarattı.

Hogarth, 1720-1730 yılları arasında, yaptığı kazı işi resimlerle kitapları süsleyerek ve günlük estamplar (baskılar) yayımlayarak para kazandı. Sanatçının ilk eserleri dükkanların ışıklı levhaları, grup sahneleri ve tek bir tiyatro sahnesidir. Sanatçı, tabloların her kısmının dikkat çekici olması için devamlı birbirine zıt sıcak ve soğuk renk tonları kullanmaktaydı.

1731 yılında, zamanın kötü huylarının bir hicvi olması gereken «modern ahlak»la ilgili «Bir Fahişe’nin Mesleği» adlı ilk eserini verdi. Yaptığı bir iki tablonun hemen kopya edilip başka isimler altında satışa çıkarılması üzerine, Parlamento’nun 1735 yılında telif hakkı kanunu kabul etmesine kadar (bu kanunun çıkarılmasında başlıca rolün kendisinde olduğu anlaşılmaktadır) başka hiçbir eser meydana getirmedi. Sanatçı, Telif Hakkı Kanunu’nun kabulünden bir süre sonra «Haylaz Çapkının Mesleği» adlı yeni serisine başladı.

Ressamın son serilerinde nükteli bir konu ve anlatım değişikliği görülmektedir. Sanatçı, 1743-1745 yıllarında «Sosyetik Evlilik» (Mariage à la Mode) adlı eser serisinde yüksek sosyetenin tipik evliliğini nükteli bir şekilde canlandırdı. Eserlerinde evlilik ilişkilerinin mizahi yönlerini büyük bir yetenekle yansıtmaya başlayan sanatçı, aynı zamanda can sıkıntısı, evlilikte ihanet, zührevî hastalıklar, düello ve cinayete kurban giden insanlar gibi daima korkunç sonuçlu olayları tablolarında canlandırmaya devam etmekteydi. Kötülük dolu bir topluma hitaben yapılmış olan bu seri «Meslekler» serisinden daha çok ilgi toplamıştı. Hogarth, bu durumdan yararlandı ve usta Fransız kazı işi ressamlarına bu eserlerin kopyalarını yaptırarak seri halinde yayınladı ve böylece bu seriden çok iyi bir kazanç sağladı.

Sanatçının daha sonra meydana getirdiği didaktik üç seri şunlardır: 1747 yılındaki «Tembel Çırak» ile «Çalışkan Çırak», 1751’deki «Zulmün Dört Safhası» «Cinin Yolu» ve «Biranın Yolu»dur. Sanatçı, «Moda Evlilik» daha doğrusu «Sosyetik Evlilik» (Mariage à la Mode) gibi bu eserlerde de bir topluma hitab etmiştir. Ancak buradaki toplum, daha basit zevklerle yetinen fakir halktır.

1734 yılında hayata gözlerini kapayan Thornhill, Akademi’sini Hogarth’a bıraktı. Hogarth, demokratik ilkelere uyarak bu Akademiyi yönetti. Sanatçı, 1757 yılında daha önceleri Thornhill’in görevi olan Kral Ressamlığı görevine atandı.

1736 yılında konularını tarihten aldığı tablolar meydana getirdi. Bunların arasında «Bethesda Havuzu» ve St. Bartholomew hastanesi için yaptığı «Filistin’li İyi Hemşire» en önemlileridir.

Hogarth, tüm yaşamı boyunca ve daha sonraki nesillerin yaşamında İngiltere’de tartışılmasına rağmen, yabancı ülkelerde çok tanınan ve takdir edilen bir ressam oldu.

William Hogarth, 1764 Ekiminde Leicester Fields’deki evinde hayata gözlerini kapadı.